Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran halkı kardeşimizdir
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:
Böylesine güzel bir atmosferde sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Gönüllerimizi bu bereket sofrasında bir araya getiren partimizin genel sekreterliğine teşekkür ediyor, davetimize icabet eden siz kardeşlerime de şükranlarımı sunuyorum. AK Parti olarak manevi duyguların doruk noktasına çıktığı; sevginin, muhabbetin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın daha bir anlam kazandığı Ramazan ayını en güzel şekilde idrak etmenin çabasındayız.
Genel merkez birimlerimiz, milletvekillerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız ve yerel yönetimlerimizle tam kadro sahadayız. Yurt içindeki vatandaşlarımızla iftarın ve sahurun bereketini paylaşırken; yurt dışında yaşayan kardeşlerimizi ve soydaşlarımızı da asla ihmal etmiyoruz. Halep'ten Saraybosna'ya kadar kalbimizin birlikte attığı, kardeşlerimizin olduğu her yerde Ramazan coşkusunu birlikte paylaşıyoruz.
'MUHALEFETİN VİZYONSUZLUĞUNA BAKARAK ASLA HIZIMIZI DÜŞÜREMEYİZ'
Görüyorum ki Ankara teşkilatımız da büyük bir samimiyetle şehrimizin her semtine, her mahallesine ve her hanesine ulaşmaya gayret ediyor. 'Gönülden Gönüle' projesiyle geçen Ramazan'da 150 bin haneye ve 500 bin vatandaşımıza ulaşan teşkilatımızın hizmetleri, her türlü takdire şayandır. Ramazan'ın ilk 10 gününde 75 bine yakın haneye ve yaklaşık 300 bin kardeşimize selamımızı götürmenizden ayrıca memnuniyet duyuyorum. Her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor; 'Allah sizlerden razı olsun' diyorum.
Ankara teşkilatımızla birlikte partimizin kardeşlik siyasetini; gönül ve kültür coğrafyamızın dört bir köşesine taşıyan belediyelerimizi de aynı şekilde yürekten tebrik ediyorum. Hep söylediğim gibi bizim temel misyonumuz; her zaman ve her yerde vatandaşımızla birlikte olmak, onlarla hemhl olmaktır. Eğer yaraları sarabiliyorsak, dertlere derman olabiliyorsak, sorunlara çözüm üretebiliyorsak ve milletimizin hayır duasını alabiliyorsak; işte o zaman vazifemizi yerine getiriyor, bulunduğumuz makamın hakkını veriyoruz demektir. Özellikle çıkar amaçlı suç örgütlerinin dikte ettiği gündemlere hapsolmuş muhalefetin vizyonsuzluğuna bakarak asla hızımızı düşüremeyiz. Tempoyu sürekli artırmak, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarmak zorundayız. Dolayısıyla koşturmaya devam edeceğiz! Daha fazla kalbe dokunmaya devam edeceğiz. Daha çok insanımızın elini tutmaya devam edeceğiz. Durmadan, dinlenmeden ve hiçbir insanımızı ayırmadan; 86 milyonu muhabbetle kucaklamayı sürdüreceğiz.
'İRAN HAKINA BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM'
Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşıyoruz. Halihazırda uluslararası gündemi meşgul eden sorun, kriz ve çatışmaların kahir ekseriyeti bizim coğrafyamızda vuku buluyor. Mesela, ümmetin kalbinde kapanmayan bir yara olan Filistin meselesi, 80 yıldır kanamaya devam ediyor. On binlerce şehit verilen katliamların ardından Gazzeli kardeşlerimiz, son derece çetin şartlarda hayata tutunmaya çabalıyor. Sudan'da dökülen kardeş kanı hepimizin yüreğini dağlıyor. Lübnan'daki istikrar ortamı maalesef tam olarak tesis edilemedi. Komşumuz Suriye'de ise, bir milyon insanın hayatına mal olan 13 buçuk yıllık zulümden sonra, insanlar yeniden ayağa kalkmak ve huzura kavuşmak için yoğun bir mücadele veriyor. Kuzeyimizde, beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında gösterilen tüm diplomatik çabalara rağmen, barışa giden yol henüz açılmadı. Doğu Akdeniz'den Karadeniz'e ve Basra Körfezi'ne uzanan geniş bölgemiz; sorunlarla, gerilimlerle ve ardı arkası kesilmeyen krizlerle boğuşuyor. Tüm bunlara, geçtiğimiz günlerde komşumuz İran'a yönelik, uluslararası hukuku açıkça ihlal eden saldırılar da eklendi. Bu saldırılarda; aralarında sivil ve askerî yetkililerin yanı sıra masum çocukların da olduğu çok sayıda İranlı kardeşimiz hayatını kaybetti. Saldırılarda hayatını kaybeden tüm İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet; İran halkına ülkem ve milletim adına başsağlığı diliyorum. Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını paylaşıyoruz.
Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü; sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çekmesinden büyük üzüntü duyuyoruz. Biliyorsunuz, Türkiye olarak ilk günden itibaren ihtilafa diplomatik yollarla çözüm bulunması için gayret gösterdik. Taraflar arasındaki tansiyonun daha fazla tırmanmaması için bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle birlikte elimizden geleni yaptık. Fakat müzakere masasından umut edilen netice maalesef çıkmadı.
Kandan ve kaostan beslenen İsrail'in de tahrikleriyle, anlaşmazlık büyüyerek sıcak çatışmaya dönüştü. Karşılıklı misillemelerden Körfez'deki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Cumartesi gününden bu yana; ABD Başkanı Trump, Katar Emiri Şeyh Temim, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal, Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed bin Zayed, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz ve NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik.
'ÖNCELİĞİMİZ ATEŞKESİN SAĞLANMASI'
Görüşmelerde, Körfez'deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra, savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık. Ateşkes tesis edilene, bölgemizde tekrar sükûnet hkim olana kadar her düzeydeki temaslarımızı yoğunlaştıracağız.
Şunun herkes tarafından bilinmesinde fayda görüyorum: Biz millet olarak, kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangına bigne kalmadık. İlkeli, onurlu ve insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izledik. Bizim 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle yola çıktığımızı, uluslararası siyaseti nasıl takip eden bir politika güttüğümüzü herkes biliyor. Hiçbir karşılık beklemeden yürüttüğümüz bu çabaların haklılığı, bugün çok daha iyi anlaşılıyor.
Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz. Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif'te hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim ve katliam görmek istemiyoruz. İran'ı hedef alan gayrihukuki saldırılar karşısındaki tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639'dan beri sulh ve selamet içinde olduğumuz İran halkı, bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir. Asırlardır yan yana barış içinde yaşadık; inşallah daha nice asırlar boyunca da İranlı kardeşlerimizle sülh ü sükûn içinde yaşayacağız.
Önceliğimiz, ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Bakın çok açık söylüyorum: Şayet gerekli müdahalede bulunulmaz ise, bu çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır. Böyle bir sürecin ortaya çıkaracağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri hiç kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor.
Elbette bu hassas süreçte ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri de alıyoruz. Hiçbir ihtimali göz ardı etmeden her gelişmeyi dikkatle analiz ediyor; her hadiseyi en ince ayrıntısına kadar tetkik ve tahlil ediyoruz. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz, sahadaki gelişmeleri zaten çok yakından takip ediyorlar.