Kepenk Kapanıyor: Küçük Esnaf Neden Ayakta Kalamıyor?
HAA - ANKARA - Selçuk İNAN
Küçük Esnafın Çıkmazı: Kepenkler, Vergi Yükü ve Ekonomik Baskı
Türkiye ekonomisi bir dönemden daha geçiyor; ama bu dönem sadece makro göstergelerle ölçülemeyecek kadar insani ve toplumsal boyutlara sahip. Sokak aralarındaki bakkaldan kebapçıya, küçük atölyeden mahalle pastanesine kadar birçok küçük işletme günde birkaç yüz işletmenin kapandığı bir döngüyle karşı karşıya. Bir ekonominin sağlıklı işleyişi sadece yeni işyeri açılmasına değil, aynı zamanda mevcutların ayakta kalmasına bağlıdır. Ancak son veriler, bu denklemin giderek tersine döndüğünü gösteriyor.
Her 3 İşyerinden 1’i Kapanıyor
2025 verilerine göre Türkiye genelinde kurulan her üç esnaf işyerinden biri kapanıyor. Yani açılan 323 bin 480 işyerine karşılık, 120 bin 423 işletme faaliyetini sonlandırdı; bu ise sadece bir istatistik değil, ekonomik politikalardan etkilenen yüz binlerce hane, aile ve emekçi insanın artık ayakta kalamadığının kanıtıdır.
Bu tablo, günlük ortalama 335 işletmenin kepenk kapattığını gösteriyor. Bu, sadece kapitalist dengenin basit bir sonucu değil; küçük esnafın gelir azalması, artan maliyetler ve vergisel yükler nedeniyle sürdürülebilir ekonomik aktivitesini kaybettiğinin net bir göstergesidir.
Vergiler ve Sistem Değişiklikleri Esnafı Zorluyor
Esnafın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, vergi rejimindeki değişiklikler ve yüklerin artmasıdır. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı’nın açıklamalarına göre, basit usulde vergilendirme sisteminin kaldırılarak gerçek usule geçilmesi sürecinde esnaf hazırlıksız yakalandı ve bu durum 250–300 bin işyerinin kapanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.
Bu sadece bir rakam değil; işçilikten kira maliyetine, muhasebe giderinden SGK primine kadar bir dizi maliyetin, küçük işletmelerin omuzlarında artan bir yük haline gelmesinin sonucu. Bazı sektör temsilcileri, mevcut vergi yapısının az kazananı daha da zorda bıraktığını ve adil bir yapıdan uzak olduğunu belirtiyor.
Sadece Vergi Değil, Derin Bir Yapısal Sıkıntı
Küçük esnafın yaşadığı sorunların kaynağı yalnızca vergi yükü değil. Enflasyon, enerji maliyetleri, kira baskısı ve finansmana erişim zorluğu gibi bir dizi ekonomik baskı, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilme yeteneğini zayıflatıyor. Bu nedenle hükümet desteği beklentileri de her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor.
CHP’li milletvekillerinin açıklamaları, kapanan işyerlerinin çok sayıda olmasının ekonomik tabloyu düzeltmek isteyen politikalar açısından alarm verdiğini ortaya koyuyor. Özellikle yılın ilk 11 ayında her gün yaklaşık 312 esnafın kepenk kapattığı verisi, toplumsal refah açısından dikkat çekici bir eşiktir.
Esnafın Kendi Sözleri: Siftahsız Güne Başlamak…
Bir başka boyut ise saha gerçekliği; birçok esnaf artık siftah yapmadan günü kapatmak zorunda kalıyor ve buna rağmen resmi denetimlerden ceza alma riskiyle karşı karşıya. Bu durum, muhasebe yükünü ve günlük gelir belirsizliğini daha da ağırlaştırmaktadır.
Ekonomik İstikrar mı, Sosyal Çöküş mü?
Bugün konuştuğumuz şey yalnızca “ekonomik performans” değil; bir toplumun maddi varlıklarının korunması, bireylerin onurlu çalışma koşullarının sürdürülmesi ve yerel ekonominin canlanması gibi çok daha geniş bir vizyon. Küçük esnaf, ülke ekonomilerinin belkemiğidir. Onların kapanması, sadece boşalan dükkan cepheleri değil; kaybolan iş imkânları, aile bütçeleri, toplumsal güven ve üretim dinamizminin zayıflamasıdır.
Bir ülkede sağlıklı bir ekonomik doku varlığını sürdürmek istiyorsa, küçük işletmeler yalnızca açılmamalı; ayakta kalabilmeli, büyüyebilmeli ve sürdürülebilir bir yük dengesi ile desteklenmelidir.
Bu nedenle ihtiyaç, sadece kozmetik ekonomik önlemler değil; esnafa nefes aldıracak gerçek politikalar, vergi reformları ve sürdürülebilir destek mekanizmalarıdır.