SESA'dan Ankara'daki hobi bahçeleri raporu
ANKARA – BHA
SESA’nın araştırmasına katılanların yüzde 53,8’i hobi bahçelerine “olumlu” veya “çok olumlu” baktığını ifade etti. Katılımcıların yüzde 75,6’sı ise hobi bahçelerinin çocuklu aileler için doğayla temas, yaşam kalitesi ve sosyal etkileşim açısından önemli katkılar sağladığını belirtti. Ayrıca birçok katılımcı, hobi bahçelerinin kırsal bölgelerde ekonomik canlılık oluşturduğunu ve kent ile kırsal arasında yeni bir etkileşim alanı yarattığını düşünüyor.
Araştırmanın detaylarında da benzer sonuçlar dikkat çekti. Katılımcıların yüzde 27’si hobi bahçelerine “çok olumlu”, yüzde 26,8’i ise “olumlu” baktığını belirtirken, çocuklu aileler için faydalı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 75,6’ya ulaştı.
Yıkım ve para cezalarına tepki
SESA’nın araştırmasının en dikkat çekici sonuçlarından biri, yıkım ve ceza uygulamalarına ilişkin ortaya çıkan mağduriyet algısı oldu. Katılımcıların yüzde 70,4’ü mevcut uygulamaların vatandaşları mağdur ettiğini ifade etti. Ağır para cezalarını adil bulmayanların oranı yüzde 63,4’e ulaşırken, yıkım kararlarını tamamen doğru bulanların oranı oldukça düşük seviyede kaldı.
Araştırmada yıkım kararlarını “çok yanlış” veya “yanlış” bulanların toplam oranı yüzde 48’i aşarken, ağır para cezalarını “adil değil” veya “kesinlikle adil değil” şeklinde değerlendirenlerin oranı yüzde 63,4 olarak kaydedildi.
Mevzuat bilgisi sınırlı
Katılımcıların önemli bir bölümü, hobi bahçelerine ilişkin mevcut mevzuat hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtti. Araştırmaya göre yüzde 51’i konu hakkında yalnızca sınırlı bilgi sahibi olduğunu ifade ederken, ayrıntılı bilgi sahibi olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 10’da kaldı. Bu durumun, uygulamalara yönelik tepkilerin artmasında etkili olduğu değerlendirildi.
Araştırmacılar, kamuoyunun mevzuatın amacı ve kapsamı konusunda daha kapsamlı şekilde bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Vatandaşın tercihi: Düzenleme ve dönüşüm
Araştırma sonuçları, kamuoyunun büyük bölümünün tamamen yasaklayıcı politikalar yerine düzenleme ve dönüşüm odaklı bir yaklaşımı tercih ettiğini gösterdi.
Katılımcıların;
• Yüzde 29,2’si “standartlar getirilerek devam etmeli”,
• Yüzde 26,8’i “kademeli dönüşüm uygulanmalı”,
• Yüzde 24’ü “yasal düzenleme ile mevcut alanlar korunmalı”
görüşünü savundu.
Bu üç seçeneği tercih edenlerin toplam oranı yaklaşık yüzde 80’e ulaşırken, mevcut yıkım ve ceza politikalarının aynen sürmesini isteyenlerin oranı yüzde 15’te kaldı.
Çözüm için gözler Cumhurbaşkanlığı’nda
Araştırmada katılımcılara sorunun çözümünde en etkili kurumun hangisi olduğu da soruldu. Yüzde 49’luk kesim çözüm adresi olarak Cumhurbaşkanlığını gösterirken, yüzde 21,8’i kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti. TBMM tarafından yapılacak yasal düzenlemeler ve ilgili bakanlıkların girişimleri ise daha düşük oranlarda kaldı.
Araştırma sonuçlarına göre vatandaşlar, Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda ilgili bakanlıklar, yerel yönetimler ve TBMM’nin ortak hareket ederek yeni bir düzenleme yapmasını bekliyor.
Siyasi etki de dikkat çekiyor
SESA’nın Araştırmasında ortaya koyduğu bir diğer önemli sonuç ise konunun siyasi boyutu oldu. Katılımcıların yüzde 46,6’sı yıkım ve ceza süreçlerinin hükümete yönelik bakışını olumsuz etkilediğini ifade etti. Buna karşılık sürecin görüşlerini etkilemediğini söyleyenlerin oranı yüzde 41,2 olarak ölçüldü.
Öte yandan katılımcıların yüzde 71,2’si hobi bahçeleri konusunda alınacak kararların ve çözüm önerilerinin oy tercihlerini çeşitli düzeylerde etkileyebileceğini belirtti. Bu sonuç, hobi bahçeleri meselesinin yalnızca imar ve çevre politikalarıyla sınırlı kalmadığını, seçmen davranışları üzerinde de etkili bir başlık haline geldiğini ortaya koydu.
Araştırmanın sonucu
Araştırma, Ankara kamuoyunda hobi bahçelerine yönelik güçlü bir toplumsal destek bulunduğunu, mevcut yıkım ve ceza uygulamalarının yaygın bir mağduriyet algısı oluşturduğunu ve vatandaşların büyük bölümünün düzenleme temelli bir çözüm modelini tercih ettiğini gösterdi. Bulgular, hobi bahçeleri konusunun çevre ve imar politikalarının yanı sıra toplumsal memnuniyet, kırsal kalkınma ve siyasi etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir kamu politikası alanı haline geldiğine işaret ediyor.