İngiltere’deki Türkler, “gündelik İslamofobi”ye maruz kalıyor
Araştırmayı yürüten Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Babacan, Türk gençlerinin Müslüman karşıtlığı karşısında geliştirdiği kimlik stratejileri ile "gündelik İslamofobi" kavramını ele aldı.
Müslüman karşıtlığına ilişkin akademik çalışmaların, bu olgunun yalnızca açık nefret söylemleri ve fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını, gündelik hayatta daha örtük biçimlerde de ortaya çıktığını gösterdiğine dikkati çeken Babacan, bu sorunun "makro" ve "mikro" olmak üzere iki düzeyde incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Muhammed Babacan, "İslamofobi, özellikle Batılı siyasetçiler ve kitle iletişim araçları tarafından siyasi ve ekonomik saiklerle üretilen bir propaganda aracı olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, mikro düzeyi de besliyor. Irkçı zihin bu makro düzeyden etkilenerek gündelik hayatta ırkçılık üretiyor." dedi.
Bu söylemlerin toplumda karşılık bulduğunu vurgulayan Babacan, mikro düzeyde ise ayrımcılığın gündelik yaşam pratiklerinde ortaya çıktığını; sokakta, okulda, iş yerinde ve kamu kurumlarında daha görünür hale geldiğini kaydetti.
- "İslamofobi bir ırkçılık biçimi olarak ele alınmalı"
İslamofobi'nin tanımlanmasına ilişkin tartışmalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Babacan, bu olgunun bir ırkçılık biçimi olarak değerlendirilmesinin önemine işaret etti.
Modern dönemde ırkçılığın biçim değiştirdiğini belirten Babacan, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası göç hareketleriyle birlikte "kültürel ırkçılık" kavramının öne çıktığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önceden genetik ve biyolojik özelliklere dayanan bir ırkçılık söz konusuyken 1950’li yıllardan itibaren göç dalgalarıyla birlikte ırkçılığın form değiştirdiğini görüyoruz. Artık ayrımcılık fenotip veya ten renginden ziyade bireylerin kıyafetleri, sakalları, başörtüleri, dini, kültürü ve yaşam tarzı üzerinden yapılıyor. İnsanların dünyaya bakış açıları, yaşam standartları ve Batılı değerlerle uyumlu olup olmamaları üzerinden bir farklılık üretiliyor."
Bu kapsamda Müslümanlara yönelik genelleştirici söylemlerin kültürel ırkçılığın temel örnekleri arasında yer aldığını belirten Babacan, İslamofobi'nin etkilerinin toplumun tüm kesimlerinde eşit derecede hissedilmediğini, bazı grupların çok daha dezavantajlı konumda bulunduğunu vurguladı.
Muhammed Babacan, "kesişimsellik" kavramına dikkati çekerek özellikle muhafazakar Müslüman kadınların hem dini kimlikleri hem de cinsiyetleri nedeniyle çok katmanlı bir ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirterek "Müslüman kadınlar, Müslüman erkeklere kıyasla daha dezavantajlı bir grup. Birden fazla kimlik ve özelliğin bir araya gelmesi, ayrımcılığın şiddetini artırıyor." değerlendirmesinde bulundu.
- "Gündelik İslamofobi" kavramı
Dr. Öğr. Üyesi Babacan, çalışmasında öne çıkan "gündelik İslamofobi" kavramının özellikle İngiltere’de yaşayan Türklerin deneyimlerini anlamak açısından önemli olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Literatür, İngiltere’deki Müslümanların açık ve şiddet içeren bir ırkçılığa maruz kaldığını ortaya koyuyor ancak Türklerle yaptığımız görüşmelerde daha örtük, gizli ve ispatı zor bir ayrımcılık biçimiyle karşılaştık. Bu ayrımcılık biçimi açık saldırılar içermediği için fark edilmesi ve kanıtlanması güç ancak birey üzerinde psikolojik etkiler bırakan, ustalıkla yapılan bir ırkçılık türü."
Babacan, saha çalışmasında elde edilen bulguların gündelik İslamofobi'nin somut örneklerle ortaya çıktığını gösterdiğini belirterek aynı koşullarda seyahat eden kişiler arasında yalnızca başörtülü olan bireyin havaalanında aranması ve sorgulanması gibi uygulamaların bu duruma örnek teşkil ettiğini ifade etti.
Bu tür durumlarda ayrımcılığın açık biçimde ortaya konulamadığını, yetkililerin farklı gerekçeler öne sürebildiğini aktaran Babacan, benzer deneyimlerin tekrarlanmasının bireylerde farklı muameleye maruz kalındığı yönünde güçlü bir algı oluşturduğunu kaydetti.
Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Babacan, gündelik hayatta masum görünen bazı soruların dahi ayrımcılığa dönüşebildiğini belirterek "Nerelisin sorusu aslında masum görünebilir ancak nerede, kim tarafından ve nasıl sorulduğu çok önemli. İngiltere’de doğup büyüyen ve görünüş olarak İngilizlere benzeyen bir kişiye yalnızca Türk ismi nedeniyle ısrarla ‘Aslen nerelisin?’ sorusu yöneltiliyor. Kişi ailesinin Kayseri’den geldiğini söylediğinde ise ‘O zaman onlar Müslüman ve dolayısıyla teröristler’ gibi ifadelerle karşılaşıyor." dedi.
Araştırmada, görünür dini kimliğin bireylerin karşılaştığı muamele üzerinde belirleyici olduğu da tespit edildi. Babacan, başörtüsü gibi sembollerin bireyin toplum içindeki algılanışını doğrudan etkilediğini belirterek bunun gündelik hayattaki davranışlara da yansıdığını ifade etti.
- Türklerin kimlik stratejisi: Etnik vurgu ve "beyazlık"
Araştırmada dikkati çeken bir diğer bulgu ise İngiltere’de yaşayan Türklerin İslamofobi karşısında geliştirdiği stratejiler oldu. Babacan, diğer Müslüman toplulukların aksine Türklerin kolektif dini kimlik üzerinden bir dayanışma geliştirmediğini, bunun yerine etnik temelli bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti.
Muhammed Babacan, "İngiltere’de yaşayan Türkler, İslamofobi'yi damgalı bir kimlik olarak gördükleri için dezavantajlı bir grubun parçası olmak yerine bu kimliğin dışında farklı bir kimlik inşa etmeye yöneliyor. İslamofobi'yi daha çok diğer Müslümanların sorunu olarak görüp kendilerini bunun dışında konumlandırıyorlar. Beyazlık, görünmezlik ve farklılık vurgusuyla ayrı bir pozisyon alıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Çalışmada öne çıkan bir diğer kavramın ise "farazi beyazlık" olduğunu belirten Babacan, Türklerin kendilerini "görünmez" olarak tanımladığını ve bu durumu ayrımcılıktan kaçınma stratejisi olarak kullandıklarını ifade etti.
Almanya’da Türklerin daha görünür bir azınlık olması nedeniyle ayrımcılığa daha sık maruz kaldığını belirten Babacan, "İngiltere’de ise en büyük azınlık grup Güney Asyalılar ve İslamofobi büyük ölçüde onlar üzerinden ilerliyor. Güney Asyalıların İngiliz medyası ve halkı nezdinde ana hedef olması, genç Türklere aradan sıyrılmak ve "Biz onlardan farklıyız" diyebilmek için bir manevra alanı oluşturmuştur." diye konuştu.